Sıcağı Sıcağına

Dizüstünden Masaüstüne Göçüş Hikayesi

         
          Çok uzun zaman oldu yeni bir yazı yazmayalı.Sitemi biraz garip bıraktım bu anlamda.Bu sene birinci sınıf aldığımdan ve de gerçekten onlarla uğraşırken çok fazla yorulduğumdan, şu ana kadar yazmaya fırsat bulamadım.Neyse ki artık yavaş yavaş okumaya başladılar da ben de biraz rahatlayarak son projemle ilgili bir yazı yazmaya karar verdim.
          Başlayayım o halde...
          Okulumuza bu yıl, daha çok yeni, etkileşimli tahtalar geldi.Etkileşimli tahtaların gelmesi, çok uzun zamandır planladığım ama her gün okula götürüp getirmek zorunda olduğum için bir türlü gerçekleştiremediğim masaüstü bilgisayara dönme projemi hayata geçirmek için tam bir fırsat oluşturdu.
          En son 2007 yılında bir masaüstü sistemim vardı.O zamandan beri, hep dizüstü bilgisayar kullandım.Esasen dizüstü bilgisayar kullanmayı çok ta sevemedim.Okula götürüp getirme zorunluluğu, mobilite/taşıma kolaylığı derken, dizüstü bilgisayarlar yaklaşık bir ay öncesine kadar bana yoldaşlık ettiler.Gözlerimin birazcık(!) ilerleyen yaşla bağlı olarak yakını görmekte zorlanmaya başlaması ve sürekli gözlük takmayı sevmemem hasebiyle, Eylül ayından beri dizüstü bilgisayarımı, aldığım 22 inç monitöre bağlayarak kullanmaya başlamıştım zaten.Yaklaşık bir ay önce de okulumuza etkileşimli tahtaların kurulacağı müjdesini almamla birlikte, çok ta bekleyemeden hemen bir masaüstü sistem topladım.
          Sistemimden bahsedeyim...Öyle çok üst düzey olmamakla beraber, normal bir ev kullanıcısı için ideal.Hızlı ve en önemlisi, küçük!Hatta miniminnacık bile denilebilir, hiçbir sakıncası yok.Bileşenler şöyle:
Öncelikle anakartım... Asrock H310M-ITX/ac.Üzerinde dahili WI-FI ağ kartı bulunması büyük bir artı.Bir karıştan küçük.Ama etkili!Ve de aşırı sevimli.
          İşlemcim, 9. nesil, İ3-9100.Daha üst düzey bir işlemci almak istemedim.Abartmaya gerek yoktu.Üzerinde grafik kartı mevcut; Intel UHD 630.Ancak, harici ekran kartı kullandığımdan, dahili  ekran kartına gereksinim duymuyorum.
          Ekran kartı demişken...Asus'un Nvidia GeForce GT1030 bir ekran kartı sistemimde görev yapıyor.Oyun oynamadığımdan, daha güçlü bir akran kartına ihtiyaç duymadım.Bu kart ta sistemin hızlı ve kararlı çalışması adına bana fazlasıyla yetiyor.Kart, büyük değil, tek slotluk yer kaplıyor.Hatta değiştirilebilir slot yapısı sayesinde, Low-Profile olarak Mini-ITX sistemle tam uyumlu.
          RAM tarafında 8GB Corsair Vengeance LPX DDR4 3000 iş başında.Ancak, anakartın sınırlarından dolayı RAM 2133MHz hızında çalışıyor.Sıkıntılı bir durum değil, hız farkını son kullanıcı olarak hissetmiyorum bile.
          Sabit disk kısmında 256GB'lık Samsung M.2 SSD kullanıyorum.Anakartım 2. nesil NVMe destekliyor olmasına rağmen, şimdilik bu diskle idare ediyorum.İlerde nasıl olsa kapasite sıkıntısı yaşayacağımdan, işte o zaman bir NVMe disk alarak, NVMe diskin nimetlerinden faydalanırım diye düşündüm.Aslında bu haliyle bile sistem yeterince hızlı.
          Yukarıda anakarttan bahsederken, üzerinde dahili bir ağ kartı bulunduğunu söylemiştim.Bunun için bu anakartı özellikle seçtim.Hem beni kablo ile bağlanma zorunluluğundan kurtardı, hem de Intel chipsetli olması dolayısıyla Linux uyumluluğu konusunda sıkıntı çıkarmadı.
          Sistemimde tabii ki de Debian kurulu.

          Debian Gnome ile birlikte sistemim kusursuz çalışıyor.Yeni sistemim, Debian ve ben...Çok mutlu ve mesutuz!
          Ha, bir de bu sistemle uzay kasa maceram var ki, onu da bir sonraki yazıma sakladım.

Hiç yorum yok