Sıcağı Sıcağına

Okudum: Dünya'nın İlk Günü-Beyazıt Akman

         
          Dünya'nın İlk Günü, İstanbul'un fethini benzerlerinden biraz farklı bir gözle gören ve anlatan tarihi bir roman.Tam 630 sayfa.Bu yüzden okuması biraz uzun sürdü benim için.          Romanın yazarı Beyazıt Akman.Daha önceden Osman isimli kitabını okumuş ve çok beğenmiştim.Ona istinaden bu romanını da aldım ve okudum.Yazarın ilk romanıymış.Genel anlamda bu kitabı da beğenimi kazandı doğrusu.
          Dünya'nın İlk Günü gerçekten farklı olmayı başarıyor.Fethe hem Türkler hem Avrupalılar, hem Müslümanlar hem Hıristiyanlar tarafından bakıyor.Ayrıca bu iki kültür arasındaki ilişkilere, yakınlaşma ve kaynaşmalara yer veriyor.
          Roman, numaralandırılmış bölümler halinde yazılmış.Bölümler çok uzun değil.Bu da bir bölümü okurken, diğer bölümden kopmmamanız adına kolaylık sağlıyor.Ayrıca bölümler arasında ilişki kurmak ta kolaylaşıyor bu sayede.
          Dünya'nın İlk Günü zaman zaman durağan ve sakin seyrederken, zaman zaman hareketleniyor.Hele fetih gerçekleşirken elimden bırakamadım desem yeridir.
          Yalnız, okurken tam olarak çözemediğim birşey oldu.Fetih süreci anlatılırken, belli bir bölümde fetih bitmeden fetih sonrası işlenmeye başladı.Birkaç bölüm sonra da, 126. bölüm bu arada, tekrar fethe geri döndük. Burada kafam karıştı işte biraz.Bunu ben mi tam anlayamadım ne yaptım, bilemedim.
          Elbette Dünya'nın İlk Günü bir roman, bir savaş romanı.Temelde de bir kurgu.Lakin temelsiz bir kurgu olmadığını son bölümü olan Kaynakça'yı okurken anlayabiliyorsunuz.Zaten boş, uydurma bir kurgu havası almıyorsunuz okurken.Yer yer Türklüğün ve müslümanlığın övüldüğünü sezerken, yerine göre felsefi düşüncelerin arasına küçük küçük tarihi bilgilerin de sıkıştırıldığı görüyorsunuz ki çok hoşuma gittiğini belirtmeden geçemeyeceğim.Bir de, aralara tatlı tatlı yedirilmiş bir şekilde yeniçeri İskender'in ve Balbi'nin aşkına ve yaşadıklarına şahit olmak keyif veriyor.
          Bana göre romanın belli bir kahramanı yok.Her karakter kahraman zaman zaman.Hele o kahramanların fetih gerçekleşirken Doğu Romalıların(Bizans) ve Avrupalıların kahramanlarıyla birebir karşı karşıya gelerek yaptıkları mücadeleler nefes kesiyor deyim yerindeyse.Romanı okurken, fetih bu kadar zor mu gerçekleşti gerçekten, sorusunu sordum kendime.Hani biz ders kitaplarında okurken bu kadar zor olmamıştı sanki...
          Yazara gelirsek...Beyazıt Akman'ın kullandığı anlatım dilini ve üslubunu seviyorum.Sade ve anlaşılır.Okuyucyu, okuduğunu anlamak için uğraşmak zorunda bırakmıyor.Anlattıklarıyla karmaşa yaratıp aklını da karıştırmıyor.
          Ben bir eleştirmen değilim ve bu da bir kitap eleştirisi değil.Bunlar benim Dünya'nın İlk Günü'nü okurken aldığım notlar ve edindiğim izlenimler.Romanin fethi biraz farklı bir açıdan ele alması gibi, herkes okuduğunu benden farklı değerlendirebilir.Buna rağmen kesinlikle okunası bir roman olduğunu söyleyerek ve romanı tavsiye ederek yazımı bağlayayım.

Hiç yorum yok