Sıcağı Sıcağına

Caanım Hırka

          Derse girdim, günaydın dedikten sonra oturmalarını söyledim.Elif bana dikkatli dikkatli bakıyor ve gülümsüyordu.
          "Ne oldu Elif?"
          "Öğretmenim, çok komik görünüyorsun."
          Şaşırdım.Giyimimde bir tuhaflık ta yoktu ama...
          "Neden komik görünüyorum Elif?"
          Dudağını büktü.
          "Şimdi bilemedim ama, öyle işte."
          Karşılıklı konuşmalardan sonra, ona komik gelenin o gün giydiğim kırka olduğunu anladım.Eteği biraz uzuncaydı.Meğerse ona palyaçoyu hatırlatmış.Hırka  dediğin kısa olurmuş!
          İlk dersimiz Hayat Bilgisi'ydi.Konumuz ise ihtiyaç ve istekler.Çalışma kitabında bir etkinliğimiz var.Etkinlikte bazı nesneler var ve ihtiyaç veya istek olma durumlarına göre ayırılması gerekiyor.
          Etkinliği yaparken Elif yanıma geldi.O sırada ben de oturmuş masamda sınıf defterine dersin konusunu yazıyordum.Kulağıma eğildi, fısıldadı.
          "Öğretmenim, elbise bir ihtiyaçtır."
          O kadar nesne arasından neden özellikle elbiseyi kulağıma fısıldayarak söyleme gereği duyduğunu açıklamasını yaptığında anladım.
          "Çünkü..."  eliyle etrafını işaret etti, "Şuralarda çıplak çıplak gezilemez."
          Gün bitti.Son derste çizgi film izlediler.Onlar izlerken ben de müdür yardımcısı arkadaşımın yanına gitmiştim bir iş için.Dersin son beş altı dakikasında dışarı çıksınlar istedi, hava güzeldi.Sınıfa girdiğimde herkes hazırlanmış, benim ne diyeceğimi biliyorlarmış gibi bekliyorlardı.
Onların bu halini görünce kızmış havasına büründüm.
          "Sizi dışarı çıkaracaktım ama, madem siz öğretmen söylemeden kendi kafanıza göre hazırlandınız, vazgeçtim.Şimdi bekleyin zilin çalmasını."
          Yalvarmaya başladılar.Onlar yalvardıkça ben daha çok nazlanıyordum.Hele Elif...Sürekli dışarıyı işaret edip "Öğretmenim hadi." diyerek gözlerini bayıyordu.Çıkıştım.
          "Sen hiç yalvarma Elif, zaten sabahtan hırkamı da beğenmedin."
          Yüzüne müthiş bir gülümseme oturtarak yanıma geldi, masanın üzerindeki hırkamı eliyle sevmeye başladı.Bir yandan da ona öyle şeyler söylüyordu ki, gülmemek elde değil.
          "Oyyy!Caanım hırka, güzel hırka.Sen ne güzel bir hırkasın.Ne de akıllı bir hırkasın sen."
          O sırada eli hırkanın yakasındaki marka logosuna gitti.
          "Koton' dan da almış!"
          Artık kahkahalarımı tutamadım.Ne güzel de gönül almayı biliyorlardı.

          07.02.2017, Salı, Gülyalı Merkez İlkokulu, Ordu

Hiç yorum yok