Arabayı Getirdik!

Ordu, Kumru, Kurtuluş Köyü(Fizme Beldesi), 1998 veya 1999 kışı… Ordu ili, Kumru ilçesinde görev yaptığım yıllar.Kumru’nun Kurtuluş Köyü’nde…

Kurtuluş’un biraz yüksekçe ve haliyle zorlu bir coğrafyası var.Haliyle kış mevsimi de oldukça zor ve sert geçiyor.(En azında şu son birkaç yıldır yaşadığımız ılıman Karadeniz kışlarından çok daha sertti o zamanlar.)

İşte öyle sert bir kış mevsimindeyiz ve kar diz boyu.Geceleri öyle soğuk ve sert oluyor ki, ortalık resmen buza kesiyor.Okul müdürlüğü görevimden dolayı sık sık Kumru merkeze inmem gerekiyor.

O gün yine merkeze inmem gereken bir gündü.Halledilmesi gereken okulla ilgili resmi iş ve işlemler birikmişti.Böyle günlerde, genelde benimle birlikte gelen üç arkadaşım da bana katıldılar.Okulu tatil ettikten sonra, çıktık yola.Zorlu bir yolculuğun ardından Kumru’ya vardık.

Biz bir oraya bir buraya dalarken, çabucak akşam oluverdi.Malum, kış mevsiminde olduğumuzdan, hava da erken kararıyor.Nihayet işlerimizi bitirdik ve geç sayılabilecek bir saatte köyümüze dönmek için arabamıza bindik ve yola koyulduk.

Yol bir yerde ormanın içinden geçiyor.Hem bozuk, hem de dik.Üstelik gece ilerlemeye başladığı için de öyle bir buzlanmış ki…Bir müddet sonra, normal şartlarda ilerleyemeyeceğimizi anladık, mecburen arabamıza zincir taktık.Taktık takmasına ya, zincir mincir hak getire.Araba habire buzun üzerinde dörünüyor.Zor bir hal ilerlemeye çalışarak yolun ormanın içinden geçen kısmına kadar ulaştık.İşte burada işler iyice sarpa sardı, zincirimiz kırıldı!O derece buz anlayacağınız.

Ben her zaman tedbirliyimdir.Arabamda olası kötü senaryolara karşı her zaman birşeyler bulundururum.Baktım takım çantamda tel ve kalın urganlar var.Zor bir hal zinciri kırılan yerinden tutturduk;idarelik.Köye atsak kendimizi yeterdi.

Biraz sonra iyice ilerleyemez olunca, arkadaşlar inip arabayı itmeye başladılar.Böylece takıldığımız yerden kurtuluyoruz ve tekrar biniyorlar.Kısa bir mesafe gidebildikten sonra tekrar takılıyoruz.Tekrar iniyorlar, itiyorlar ve biniyorlar.Ve tekrar… Ve tekrar… Ve tekrar… Bu döngü, orman bitip düz yola ulaşana kadar devam etti.

Tam düzlüğe çıktık, artık yolun gerisini rahat gideriz diye düşünürken, yeni bir sürpriz bizi bekliyordu:Buzun şiddeti hiç eksileden devam ediyordu.Düz yolda da aynı döngüyü devam ettirmek zorunda kaldık.Ancak köye az bir yer kala ulaştığımız iniş biraz olsun nefes almamızı sağladı ama, hepsi o kadar.

Sonunda köye ulaşmıştık ulaşmasına ya, ne bende, ne de arkadaşlarımda mecal kalmamıştı.Saat dersen olmuş gecenin bir yarısı…Evdekiler meraktan çatlamışlar.

Lojmanın önünde durdum.Muzip bir öğretmen arkadaşım kapıyı çaldı.Arabanın ve de bizim gürültümüzden geldiğimizi çoktan anlamış olan eşim, endişesi her halinden belli olan bir yüzle kapıyı açtı.Öğretmen arkadaşım yorgunluğuna rağmen gülen bir yüzle bağırdı:

“Arabayı getirdik yengeee!”

Şaşırmış olan eşim bize, biz birbirimize baktık espriyi anlayana kadar.Anladığımızda da zaten laçka olmuş sinirlerimiz kendisini iyice koyuverdi.Hazır yorgunluğumuz yetmezmiş gibi, biraz da kahkahalarla gülmenin kasıklarımıza giren ağrılarını çekmek zorunda kaldık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir