Sığsa Tamam Yani

Muzaffer’in, dört yıldır üzerinde durmama rağmen değiştirmeyi başaramadığım bir huyu var:Evdeki değerli eşyalarını okula getirmek.Bu, her türlü şey olabiliyor.Zaman zaman anne babasıyla da görüştüm, onlar da bu durumdan hep şikayetçiler.

Bu evdeki değerli şeyleri okula getirme işi çeşitli sıkıntı ve sorunlar doğurabiliyor sınıf ortamında, ama defalarca anlatmama rağmen Muzaffer bunun farkında değil.Dün de, üçüncü dersin bitiminde tam sınıftan çıkacağım, beni kollayan Muzaffer’in masasının üzerine kocaman bir araba çıkardığını gördüm.Eline uzaktan kumandasını almış oynamaya başlayacakken geri döndüm.

“Muzaffer bu ne?”

Muzaffer doğrudan savunmaya geçti:

“Ama öğretmenim, derste oynamıyorum ki!”

Tepem attı,  başka hiçbir şey söyleme gereği duymadan arabaya direk el koydum.”Muzaffer, bunu karnenle birlikte alırsın.Hatta dur, bunu sana karne hediyesi olarak veririm.”

Sınıftan birisi:

“Öğretmenim adamın elinden aldığın arabasından karne hediyesi mi olur?”

“Çok biliyorsun sen!” diye tersledim.

Bu arada Muzaffer ufaktan ufaktan mızıldanmaya başladı.Aslında niyetim arabasını akşam giderken vermek ama, gözü iyice korksun da artık getirme işini bıraksın istiyorum.En sevdiği oyuncağı olduğu çok belli olan arabasını karneye kadar alamayacak olduğunu sanması onu oldukça üzdü, belli.Üzsün.Üzerine gittim.

“Arabanı neden okula getiriyorsun Muzaffer?Bak benim arabam okulun arkasında duruyor, sınıfa getiriyor muyum?”

Muzaffer’in ağzını açıp ta bir şey söylemesine fırsat kalmadan Aytekin lafı yapıştırdı:

“Seninki kapıdan sığmaz ki!”

“Ha, sığsa sorun yok yani Aytekin!”

Aytekin gülümseyerek “Aynen.” dedi.

13.03.2019 Çarşamba, Gülyalı Merkez İlkokulu, Ordu 4/B Sınıfı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir