Hem Bizim Köyde Hava Güneş

Çarşamba sabahı.Mayıs ayının başı.Havalar henüz tam olarak ısınmadı.Karadeniz olunca da haliyle, oldukça da serin.İçten içe üşütüyor insanı.Okulda da kalorifer yanmıyor artık.

Zil çaldı, sınıfa girdim.Öğrenciler ayağa kalktılar.”Günaydın.” dedim, oturdular.Masama geçtim.Sınıf defterini çatım, yoklama almaya başladım.İlk sırada Muzaffer var.Numarasını okurken ona baktım.Kollarını kavuşturmuş, omuzlarını içeri çekmiş, biraz öne doğru eğilmiş, büzüşmüş, sallanıyor.Üşümüş, besbelli.Kısa kollu yazlık tişörtü var üzerinde.

“Muzaffer, oğlum üzerine kabanını giysene, şu haline bak, üşümüşsün.”

“Kabanım yok öğretmenim.”

Şaşırdım.”Sen okula bu halde mi geldin?” diye de çıkıştım.

“Ne yapiim, annem böyle gönderdi.”

Duraladı, sonra da ekledi:

“Hem bizim köyde hava güneşti”.

Bu haliyle üşümeye devam edecek.Diğer öğrencilerden, giymeyenlerden birisinin kabanını Muzaffer’e vermek isteyip istemeyeceğini sordum.Taha hemen üzerindekini çıkardı, “Ben veririm öğretmenim.” dedi.Altında uzun kollu tişörtü vardı.Muzaffer aldı, giydi.Biraz da büyük geldi, ama olsun.İş gördü ya…

Böylece sorun hallomuş oldu.Derse geçtik.Ders işleme esnasında bir soru sordum.Parmaklar kalktı.Kimi kaldıracağıma karar vermeye çalışırken, öğrencilerimin üzerinde bakışlarımı dolaştırmaya başladım.Muzaffer’in de eli havadaydı.Daha doğrusu kolu havadaydı, çünkü eli, büyük gelen kabanının kolu içinde kaybolmuştu.Şapşal, ama sevimli mi sevimli bir hali vardı.Güldüm.

Ders te bitti, gün de.Gün güne, hatta günün sabahına kavuştu; yine serin bir bahar sabahına.Perşembe sabahı.

Okul Bahçesine girer girmez Muzaffer gözüme ilişti.Üzerinde kalın bir kazak vardı bu sefer ve halinden belli ki üşümüyordu.Gülümsedim.”İyi,” dedim, “annesi dünden dersini almış ta bugün tedbirli davranmış.”Mutlu oldum.

Yine, yeni bir günü daha yaşamak üzere güne başladık.

02.05.2018, Çarşamba 3/B Sınıfı Gülyalı Merkez İlkokulu, Gülyalı, Ordu

Bir cevap yazın