Kapının Şeysi

Nöbetçiydim.Bahçede dolanırken, birinci sınıflardan iki kız öğrenci yanıma geldi.Onlarla ilgilenirken, Ataberk koşarak geldi ve elimden tutarak çekiştirererek nefes nefese:

“Tabak, bana yardım eder misin?” diye sordu.

(Bana neden tabak dediğini merak edenler bu yazımı okuyabilirler.)

“Elbette Ataberk, ne oldu?”

“Bizim kapının şeysi düştü!”

Anlamadım.Tekrar sordum:

“Neyi düştü Ataberk?”

Baktı ki kendisi anlatamıyor, ben de anlamıyorum, oflayarak yanımdaki kız öğrenciyi tuttu, çekti:

“Zeynep sen kapı ol.”

Sonra da diğerini tuttu onun yanına yerleştirdi.Sonra bana döndü.

“Bak şimdi, bu kapı.”Zeynep’i gösterdi.”Bu da kapının şeysi.”Diğer kızı gösterdi.

“Anladın mı?”

Kapının yanında bir şey bu ama ne.O anlatamıyor, ben de anlamıyordum bir türlü.Anlamamı bekleyerek de dikkatli dikkatli ta gözlerimin içine bakıyordu.Baktım anlaşamayacağız…

“Öğretmenine söyledin mi?”

Omuzlarını silkti, ellerini yana açtı, dudaklarını büzdü:

“Bulamadım ki.” dedi ümitsizce.

“O zaman içerideki nöbetçi öğretmene söyle.”

Gözleri parladı:

“O yardım eder mi?”

“Eder  eder, içeriyle ilgilenmek onun görevi.”

“Tamaaam!” diyerek okula doğru koşmaya başladı.Aradan çok geçmedi, süklüm püklüm, yüzü asık, elleri cebinde tekrar dışarı çıktığını gördüm.

“Ataberk ne oldu, söyledin mi nöbetçi öğretmene?”

Boşversene der gibi, elini umursamazca salladı:

“Onu da bulamadım ki yaaavv!”

Hemen ardından arkadaşlarına doğru koşarak oyuna dahil oldu.

02.03.2018,Cuma, Gülyalı Merkez İlkokulu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir