Sübürke

Dersimiz Türkçe.Bir metnimiz var, Atatürk’ün Hayatı ve biz bu metinle sesli okuma çalışması yapıyoruz.Sıra Büşra’ya geldi.Yanıma çağırdım. Büşra, okumayı biraz sıkıntılı bir şekilde öğrendi ve halen de sıkıntılı.Heceleyerek okumaya çalışıyor ve heceleri birleştirirken zorluk yaşıyor.Metni okumaya başladı.Atatürk’ün annesinin adını okumakta çok zorlandı.Heceleyerek okuyor: Zü-bey-de.Tamam.Ama iş heceleri birleştirip te bir çırpıda Okumaya Devam Et

Aha da Kıyamet Koptuuuu!

Dersimiz Türkçe.Metnimiz var, okuma yapacağız.Önce ben okuyorum, ki öğrencilerime nasıl okumaları gerektiği konusunda örnek olsun. Okurken Elif dikkatimi çekti.Pürdikkat beni takip ediyordu.Onaylarmış gibi de ara sıra başını sallıyordu.Okumam bittikten sonra parmak kaldırdı, söz istedi.Verdim. “Öğretmenim,” dedi sitemkâr bir şekilde, “bir cümlede iki tane tatlı kelimesi vardı, siz bir tanesini okudunuız.” Okumaya Devam Et

Kapının Şeysi

Nöbetçiydim.Bahçede dolanırken, birinci sınıflardan iki kız öğrenci yanıma geldi.Onlarla ilgilenirken, Ataberk koşarak geldi ve elimden tutarak çekiştirererek nefes nefese: “Tabak, bana yardım eder misin?” diye sordu. (Bana neden tabak dediğini merak edenler bu yazımı okuyabilirler.) “Elbette Ataberk, ne oldu?” “Bizim kapının şeysi düştü!” Anlamadım.Tekrar sordum: “Neyi düştü Ataberk?” Baktı ki Okumaya Devam Et

Problem Çıkarmak

İkinci dersteydik.Öğrencilerim etkinlik yaparken, ben de onlara hafta sonu için kesir problemleriyle ilgili ödev hazırlayacağımı söyledim. Problemleri hazırladım, yazıcıdan bir çıktısını aldım.O sırada, yaptığım işi güya etkinlik yapmakla meşgul olan öğrencilerimin de takip ettiğinin farkındaydım.Fotokopide çoğaltması için, o dersi boş olan arkadaşıma çıktıyı vermek üzere öğretmenler odasına gidip hemen döneceğimi Okumaya Devam Et