Ayrı Dünyalar

Seslerin nasıl birleştirileceğini ilk kavrayan öğrencilerimden oldu Zülal.Ardından sesleri birleştirip hecelemeye de ilk başlayanlardandı.Gel gör ki, gelişimi bu aşamadan sonra duraklama dönemine girdi.Bir miktar ilerlemeyi başarsa da, halâ heceleyerek okumaya çalışıyor.

Zülal, derslerine yeterli ilgiyi gösterip gerekli çalışmaları tam olarak yapmıyor.Hep başka şeylerle ilgileniyor, aklı hep başka yerlerde.Aslında çok zeki; bunu biliyorum.İstese, başarının en zirvesine çok kolaylıkla çıkabilir.Ammaaa, bu konuda hiç de istekli değil.Beni de kızdıran ve hayal kırıklığına uğratan yer tam da burası işte!

Dün yaptığımız çalışmada da Zülal yine kendi bildiğini okuyordu.Yerinde oturmuyor, arkadaşlarının yaptıklarıyla ilgileniyor falan filan…Baktım, diğer arkadaşları çalışmalarını nerdeyse tamamlamışken, Zülal daha bir satırı anca tamamlamış.Yanıma çağırdım, biraz bir şeyler söyledim, ikaz ettim.Ettim etmesine de Zülal hiç oralı değil.

“Zülal” dedim, “beni hiç dinlemiyorsun, ayrı dünyalardayız seninle.”

Zülal elini açtı, “Evet öğretmenim” dedi, baş parmağını gösterdi.”Ben buradayım.” Sonra da serçe parmağını gösterdi.”Sen de buradasın.Bizim dünyalarımız ayrı!”

Gördüm ki, hakikaten ayrı dünyalardayız Zülal’le.Kaşlarımı çattım.

“Zülal, böyle yaparak hem anneni babanı, hem de beni üzüyorsun.”

Zülal yine apayrı bir dünyadan alay edercesine cevapladı.

“İki kişiyi unuttun öğretmenim.”

Gayri ihtiyari sordum.

“Kimi?”

“Babaannemle dedemi öğretmenim.”

Kıkır kıkır gülerek bunu söylerken, aslında her şeyin bilincinde ve farkında olduğunu görebiliyordum.

08.02.2016, Salı Gülyalı Merkez İlkokulu, Ordu 1/B Sınıfı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir