Pardon! Biz Doktora Gelmemiş Miydik?

Allah hiç kimseyi hastalıkla sınamasın!Amin.

Çok zor, çoook.Zaten on yıldır mücadele ettiğim yüksek tansiyon, kalp ritmi bozukluğu, karaciğer büyümesi ve yüksek kolesterol nedeniyle biliyordum da, iki gündür çok daha iyi anladım.

Beni böyle düşüncelere sevk eden, iki gündür beni hayatımdan bezdiren rahatsızlığım oldu.Ciğerlerimi, midemi ve bilumum boşaltım organlarımın hepsini birlikte bir güzel üşütmüşüm.

Önceki sabah uyanınca karın, göğüs ve sırt bölgemin tamamının ağrılar içinde olduğunun farkına vardım.Gün içinde çok fazla rahatsız edecek düzeyde değildi.Gel gör ki hastalık ya gece, ya da hafta sonu azar derler ya, inadına bende de öyle oldu.Akşama doğru ağrılar dayanılmaz düzeye ulaştı.

İnsan bu durumdayken herşeyden vazgeçiyor.Ne yemek içimek, ne gülmek eğlenmek, ne bir şeylerle ilgilenmek.Hatta konuşmak bile zul geliyor insana.Otursan rahat edemiyorsun, yatsan rahatsız oluyorsun.

Benim hastalığım çok çekilesi değildir.O derece ki, neredeyse hayata küserim.Hatta kızım bir ara sormasın mı “Küs müsünüz siz?” diye…Annesiyle bir birimize baktık; o güldü; benim gülüşümse ağrılı oldu biraz.Hakikaten küs gibi olurum ben.Hani evde biri hastaysa o evin hepsi hasta olur ya…O gün evce hasta oluruz biz.Gerçi çoğu insanın bana benzediğini görmüşümdür hastalanınca.Ben, en azından uzak çevremdekileri hastalığımla bezdirmem.

Akşam olduğunda rahatsızlığım iyice azıttı.Dayanamaz olunca eşime “Haydi acile bari gidelim.” dedim.Gittik.Aman Allah’ım o da ne? İlçede herkes mi o saatte hasta olmuş ne…!?

Neyse, sıra aldık ve başladık beklemeye.Uzunca bir bekleyişten sonra sıra bize geldi.Vardık doktor hanımın önüne.
Aaaa!…Ama ben onu biraz önce dışarıdan gördüğümde, stajyer öğrenci veya hemşire olduğuna hükmetmiştim.Doktormuş.Kısa birkaç sorudan sonra, kapalı muayene bölümünü gösterip uzanmamı istedi.Uzandım, bekliyorum bekliyorum gelmiyor.Eşime “Bir bak ne oldu.” dedim.Perdeyi açınca doktor hanımın elinde kocaman bir telefonla meşgul olduğunu gördük.Bizi görünce aniden hatırladı ve telefonu bırakarak geldi.Kısa,rutin bir muayene ve sorulardan sonra “Herhalde sizin fazla bir ağrınız yok, değil mi?” dedi.Ben de “Beni buraya getirip sıra beklettiğine göre, sizce?” diye bir karşı soruyla mukabele ettim.

Ne benim cümlemden, ne de rahatsıslığımdan çok fazla birşey anlamadı herhalde.Dikkatlice baktı, ciddi ciddi “Bence en iyisi siz bir doktora görünün.” deyiverdi.

Hıııı?!Pardon, biz nereye geldik acaba?Eşimle bakıştık şaşkın şaşkın.

Ama doktor hanım ne yapsın?O da haklı bir yerde.Belli ki mezun olalı çok fazla olmamış ve daha gözü açılmadan kocaman bir ilçenin kocaman bir devlet hastanesinin acil servisinde bulmuş kendini.İnsanlar da yığılınca bir anda, her birine bir ilâç olmaya çalışıyor.Herhalde bana da “En iyisi siz yarın bir uzmana görünün.” diyecekti de cümleyi yanlış veya eksik kurdu.Anlayışla karşıladım düşününce; gayri ihtiyari gülümsedim.Sonuçta bir ağrı kesici yaptırarak gönderdi.Yine de sayesinde o gece biraz da olsa rahat bir uyku uyudum.

Hastaneler ve hastalık olmasa ne güzel olurdu…Ama Yüce Allah birçok başka şekillerde sınadığı gibi bizleri, hastalıkla da sınıyor.İnşallah sabredenlerden olmayı bizlere nasip eyler.Herşeye rağmen bizleri de hastanesiz ve doktorsuz bırakmasın.

Bizler için fedakarane çırpınıp duran tüm doktorlarımıza selâm ve sevgilerimle.

Şubat 2015, Bulancak

Bir cevap yazın