Tommani Gevşek!

Türkçe dersindeyiz.Nasrettin Hoca ile ilgili bir metnimiz var.Haliyle onunla ilgili Çalışma Kitabı’nda etkinliklerimiz de mevcut.Metni okuma çalışmasını bitirdikten sonra, etkinliklere geçtik. Etkinliklerin birinde, öğrencilerden Nasrettin Hoca’nın görselini yapmaları isteniyor.Baran seslice “Ben Nasrettin Hoca’nın eşeğini yağacağım” dedi.Bunu duyan Muzaffer hemen yan tarafındaki sırada oturan Baran’a doğru uzandı. “Bayan, bana eşşek desene.” Okumaya Devam Et

Ara Sıra Olur Öyle Şeyler

Aytekin aramıza, biz başladıktan dört gün sonra, Perşembe günü katıldı.Ana sınıfına gitmemiş.Ay olarak da diğer öğrencilerimden biraz küçük; boyca da öyle. Ne yalan söyleyeyim, görünüşü bana hiç de güven vermedi ilk başta.Bu beni çok uğraştırır diye düşündüm.Hatta anne babasına, biraz deneyelim de yapamazsa ana sınıfına devam eder, dedim. Aytekin ana Okumaya Devam Et

Bilmez Olur Muyum!

Yeni sesler ve kelimeler öğrenmeye devam ediyoruz.Bu günkü kelimelerimizden birisi de “nal” idi.Öğrencilerimin kelimeyi daha iyi hafızalarına yerleştirebilmeleri için, olabildiğince günlük hayatla ilişkilendirmeye çalışıyorum.Bu amaçla Arda’ya sordum. “Arda, nal nedir biliyor musun?” Öğrencilerimin çoğunluğu köy kökenli oldukları için, bilebileceklerini düşünüyordum.Arda cevap verdi. “Evet, biliyorum.” “Güzel.Nerden biliyorsun peki?” “Babam bize bir Okumaya Devam Et

Babamın Bıyıkları Gibi

Türkçe dersindeydik.Etkinlik çalışmaları yapıyorduk.Elif kaleminin ucunu açmak üzere çöp kovasının yanındaydı.Tam o sırada yanına Melinay da geldi.Elif bana döndü. “Öğretmenim, Melinay yüzünü yıkasın bir.Kalemle mi boyamış, çikolata mı yemiş, ne yapmışsa ağzının kenarları kapkara olmuş.” Bunu duyan Taha kafasını sırasının üzerine eğip sınıfa döndü, gülerek. “Tıpkı babamın bıyıkları gibi.” Onun Okumaya Devam Et

Gül Kokulu Öğrenci

Çalıştığım ilçenin adının Gülyalı olması hasebiyle, ilçe çapındaki ilk ve ortaokullarda uygulanan bir projemiz var.Projenin adı “Gül Kokulu Öğrenci”. Öğretmenlerin bir ay boyunca yaptığı değerlendirmeler sonucunda, en çok oyu alan ilk üç öğrenci “Ayın Gül Kokulu Öğrencisi” seçiliyor ve bir ay boyunca yakasında, üzerinde “Ayın Gül Kokulu Öğrencisi” yazan kartı Okumaya Devam Et

Ben De Bilmiyorum Ki Nerden

Zil çaldı, öğrenciler sınıflarına girdiler.Öğretmen zili çalınca, hemen öğretmenler odasının yanında bulunan sınıfımın kapısını açtım.Baktım, Aytekin, elleriyle pantolonun önünün tutarak koşa koşa geliyor. “Aytekin ne bu hal, nereye koşuyorsun böyle?” diye sordum. “Öğretmenim,” dedi acele acele, “çişim geldi.” “Oğlum zil yeni çaldı, daha yeni giriyoruz içeri, nerden geldi bu çiş Okumaya Devam Et

Bize Niye Soruyorsun?

Sınıf içinde bir kuralım vardır:Benim masamdaki hiçbir şeyi öğrenciler benden izinsiz kullanamaz ve alamaz. Vardır ama, elbette miniklerim bazen bu kuralı unuturlar…Aslında başka bir şeyi hiç ellemezler de, tahta kalemlerine dayanamazlar, teneffüste tahtaya birşeyler yazmaya veya çizmeye bayılırlar. Teneffüs bitti, sınıfa girdim.Masama doğru, tahtanın önünden geçerken, baktım, masamın üzerindeki kalemlikte Okumaya Devam Et

Sen De Düzgün Öğretseydin

Türkçe dersi.Bir şiirimiz var ve ben şiiri defterlerine yazmalarını istedim.Yazarken de, en son yazdıklarıyla arasında bir satır boşluk bırakmalarını istedim.En önde oturan Elif bir hata yamış olmalıydı, sesini duydum. “Üff ya, yanlış yaptım!” diye söylendi kendi kendine. Sonra bana baktı, gülümsüyordu.Göz kırptı. “Öğretmenin, öğretirken doğru düzgün öğretseydin, şimdi böyle yanlış Okumaya Devam Et

Yatmasın Öğretmeniim, Yatmasıın!

Bu gün bahçe nöbetçisiydim.Dışarıda hava soğuktu.Bu nedenle, girişteki kalorifer peteğinin önündeki sandalyeye oturmuş biraz ısınmak istiyordum.Tam o sırada benim sınıfımdan öğrenciler koşarak merdivenden indiler ve yanıma geldiler.Çok heyecanlıydılar.Hep bir ağızdan bağırdılar. “Öğretmenim, Muzaffer Aytekin’in bileğini böyle çevirdi, Aytekin’in bileği şişti.” Elleriyle de nasıl yaptığını gösteriyorlardı.Anladığım kadarıyla Muzaffer Aytekin’in bileğini burkmuştu.”Bana Okumaya Devam Et