Aylar: Mart 2017

Tommani Gevşek!

Türkçe dersindeyiz.Nasrettin Hoca ile ilgili bir metnimiz var.Haliyle onunla ilgili Çalışma Kitabı’nda etkinliklerimiz de mevcut.Metni okuma çalışmasını bitirdikten sonra, etkinliklere geçtik. Etkinliklerin birinde, öğrencilerden Nasrettin Hoca’nın görselini yapmaları isteniyor.Baran seslice “Ben Nasrettin Hoca’nın eşeğini yağacağım” dedi.Bunu duyan Muzaffer hemen yan tarafındaki sırada oturan Baran’a doğru uzandı. “Bayan, bana eşşek desene.” Baran “Eşşek” dedi. Muzaffer gülerek

Ara Sıra Olur Öyle Şeyler

Aytekin aramıza, biz başladıktan dört gün sonra, Perşembe günü katıldı.Ana sınıfına gitmemiş.Ay olarak da diğer öğrencilerimden biraz küçük; boyca da öyle. Ne yalan söyleyeyim, görünüşü bana hiç de güven vermedi ilk başta.Bu beni çok uğraştırır diye düşündüm.Hatta anne babasına, biraz deneyelim de yapamazsa ana sınıfına devam eder, dedim. Aytekin ana sınıfına gitmemiş ya, çok korkuyordum,

Bilmez Olur Muyum!

Yeni sesler ve kelimeler öğrenmeye devam ediyoruz.Bu günkü kelimelerimizden birisi de “nal” idi.Öğrencilerimin kelimeyi daha iyi hafızalarına yerleştirebilmeleri için, olabildiğince günlük hayatla ilişkilendirmeye çalışıyorum.Bu amaçla Arda’ya sordum. “Arda, nal nedir biliyor musun?” Öğrencilerimin çoğunluğu köy kökenli oldukları için, bilebileceklerini düşünüyordum.Arda cevap verdi. “Evet, biliyorum.” “Güzel.Nerden biliyorsun peki?” “Babam bize bir kere koç almıştı, onun ayağında

Babamın Bıyıkları Gibi

Türkçe dersindeydik.Etkinlik çalışmaları yapıyorduk.Elif kaleminin ucunu açmak üzere çöp kovasının yanındaydı.Tam o sırada yanına Melinay da geldi.Elif bana döndü. “Öğretmenim, Melinay yüzünü yıkasın bir.Kalemle mi boyamış, çikolata mı yemiş, ne yapmışsa ağzının kenarları kapkara olmuş.” Bunu duyan Taha kafasını sırasının üzerine eğip sınıfa döndü, gülerek. “Tıpkı babamın bıyıkları gibi.” Onun bu sözlerinin üzerine kimden geldiğini

Doktora Tamire Gitmek

Yeni bir ses yeni bir hece, yeni bir hece yeni bir kelime ve yeni bir kelime de yeni bir cümle demek.Bu günkü dersimizde de buna bağlı olarak tahtaya yeni bir cümle yazdım ve tahtaya kaldırarak okumalarını istedim.Herkes söz hakkı alarak tahtaya gelip cümleyi okuyordu. Muzaffer de söz hakkı istedi.Çağırdım, geldi, yazdığım cümleyi okudu.Cümlenin sonundaki kelimeyi

Gül Kokulu Öğrenci

Çalıştığım ilçenin adının Gülyalı olması hasebiyle, ilçe çapındaki ilk ve ortaokullarda uygulanan bir projemiz var.Projenin adı “Gül Kokulu Öğrenci”. Öğretmenlerin bir ay boyunca yaptığı değerlendirmeler sonucunda, en çok oyu alan ilk üç öğrenci “Ayın Gül Kokulu Öğrencisi” seçiliyor ve bir ay boyunca yakasında, üzerinde “Ayın Gül Kokulu Öğrencisi” yazan kartı taşımaya hak kazanıyor.Amaç, öğrencilere olumlu

Ben De Bilmiyorum Ki Nerden

Zil çaldı, öğrenciler sınıflarına girdiler.Öğretmen zili çalınca, hemen öğretmenler odasının yanında bulunan sınıfımın kapısını açtım.Baktım, Aytekin, elleriyle pantolonun önünün tutarak koşa koşa geliyor. “Aytekin ne bu hal, nereye koşuyorsun böyle?” diye sordum. “Öğretmenim,” dedi acele acele, “çişim geldi.” “Oğlum zil yeni çaldı, daha yeni giriyoruz içeri, nerden geldi bu çiş hemen şimdi?” İki eliyle önünü

Temel Openbox Kurulumu

Openbox ile ilgili ilk yazımda, Openbox kurulumunun, kurulu bir sistem üzerine yapılabileceği gibi, minimal bir sitem üzerine yapılabileceğini de belirtmiştim.Hangi durumda olursa olsun, Openbox’u kurmak için temel paketler vardır.Bu yazımda da bu paketlerden bahsedeceğim.Sonrası ise tamamen kullanım alışkanlıklarına bağlı olarak, bir masaüstü ortamının konforunu sağlamaya yönelik paketler olarak sıralanıyor. O halde, önce Openbox’u Openbox yapan

Bize Niye Soruyorsun?

Sınıf içinde bir kuralım vardır:Benim masamdaki hiçbir şeyi öğrenciler benden izinsiz kullanamaz ve alamaz. Vardır ama, elbette miniklerim bazen bu kuralı unuturlar…Aslında başka bir şeyi hiç ellemezler de, tahta kalemlerine dayanamazlar, teneffüste tahtaya birşeyler yazmaya veya çizmeye bayılırlar. Teneffüs bitti, sınıfa girdim.Masama doğru, tahtanın önünden geçerken, baktım, masamın üzerindeki kalemlikte olması gereken tahta kalemi, tahtanın

Sen De Düzgün Öğretseydin

Türkçe dersi.Bir şiirimiz var ve ben şiiri defterlerine yazmalarını istedim.Yazarken de, en son yazdıklarıyla arasında bir satır boşluk bırakmalarını istedim.En önde oturan Elif bir hata yamış olmalıydı, sesini duydum. “Üff ya, yanlış yaptım!” diye söylendi kendi kendine. Sonra bana baktı, gülümsüyordu.Göz kırptı. “Öğretmenin, öğretirken doğru düzgün öğretseydin, şimdi böyle yanlış yazmazdım.” O tatlı gülüşüne asla